moda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
moda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2012 Cumartesi

Ayın Dergisi: People Style Watch






Merhaba! Bu ay bir karıştırayım diye People Style Watch dergisi almıştım, içinden bir kaç beğendiğim şey çıktı bende paylaşmak istedim. :)




15 Haziran 2012 Cuma

Nina Dobrev Tarzı


Merhabalar! Uzun zamandır modayla ilgili bir şey yazmadığımı fark ettiğim an alarm verdim, oturdum Nina Dobrev'i araştırdım, stilini sevdim ve bir konuşalım istedim! Uzatmadan başlayacak olursam...

  Kötü müsün değil misin?


Valla bunlar genelde burun kıvırdıklarım. İyiler mi kötüler mi pek bilemedim. İlk fotoğrafta ki kırmızı elbisenin duruşunu ve ayakkabılarını sevmeme rağmen o fiyonk tarzı arkadaşlara bir anlam veremedim yani. Dekolte bölgesinde ki çok hoş ama bir tek o olsa çok daha iyi olurmuş bence. İkinci olan pembeyse fazla çiğ kalmış üzerinde. Hani böyle.. Olmuş. Ama olmayan tam oturmayan bir şeylerde var yani tam anlamadım. Üçüncü pek de fena değil gerçi ama o son fotoğrafta ki nasıl bir olmamışlıktır allahım. Dur ayrı paragraf yapacam ben buna.

He. Saçı yüzünü o kadar basık göstermiş ki böyle, kıyafetten bir şey anlamıyor adam. Yoksa kıyafet çok çok güzel ama o saç her şeyi mahvetmiş valla. Kızın ilk bu fotoğrafını göreydim arkama bakmam kaçardım valla. Ayrıca ayakkabılarını da hiç sevmedim. Zaten genelde Nina'nın ayakkabı seçimi iyi değil..

Uzunlar!


Nina'nın uzun elbise seçimi ortada ki mavi hariç çok güzel aslında. Sırf bu ikisi de değil, başka uzun elbiseleri de hem çok güzel taşımış hemde modeli iyi seçmiş. Mesela şu ilkinde ki dekolteyi başkası hiyse çok açık durur. Ama bu kızda zaten bir şey yok yani zorlasa da açamazmış bu yüzden çok güzel görünmüş üzerindeç Ayrıca o askılarda ki kesik modele de bayıdım.

Ortada ki maviye gelecek olursak.. Valla ne desem bilemiyorum omuz kesimi çok güzel ama bacak dekoltesi cidden fazla abartılmamış mı yani? Ne gerek vardı kızım o kadar açmaya anlamıyorum ki. Neredeyse popisi görünecek. Zaten elbisenin rengi bi garip ışıltısı pulu bi garip te allam.. Beğenmedim.


Mini Mini.


Minyon olduğundan mıdır nedir bilmiyorum ama bu kız mini giyince bana o kadar da kısa gelmiyor. Bacak yok ondan herhalde. Yine de çok şirin duruyor. İlk elbiseyi çok sevdim. Renginden falan değil de.. Hani böyle olgun bir kesimi var. Zaten Nina'nın en çok sevdiğim yönü yaşına uygun giyinmesi. Cidden abartmıyor. Uzun ya da kısa, ne giyerse giysin yaşına uygun seçiyor. Bu özelliğini çok seviyorum..

Neyse bu elbiselere gelecek olursak. İlk elbisenin olgunluğu çok hoşuma gitti. İkinciyse favorilerimden diyebilirim. Çok güzel taşımış elbiseyi ayrı bir havası var. Saçı da her zamankinden değişik zaten. Sonuncusu aslında çok da bayıldığım bir model değil ama maksat çeşit olsun.. Onu da giymiş görün didim.

Sempatik Görüntüler!


Bu kızın en sevdiğim görüntüleri bunlar oldu. Tarz olarak yani. Sempatik, hanım hanımcık. Özellikle sonuncu elbiseye ayrı bir aşık oldum. O saçı, çantası, ayakkabısı, elbisesi.. O kadar güzel olmuş ki. Keşke Türk kızları da yaşlarından 4567890 yaş büyük giysiler yerine böyle şeyler seçip giyebilseler.. Ne güzel olacak o zaman. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, kızın dizleri çok çirkin. Bir Megan olmasa da baya çirkin yani. Megan ve Jennifer arası diyeyim.

Bu arada şu üçüncü fotoğrafta ki asimetrik, puantiyeli lacivert elbisesi çok hoşuma gitti.Mini olduğunu hiç çaktırmıyor resmen.

Siyah olsun, 4567890 lira fazla olsun.


Siyah rengini her alanda diğer renklere tercih ederim. Ama olay elbiseye gelince daha bir tercih ediyorum. Bence çok klas duruyor yani.

Bu arada, Nina'nın siyah elbiseleri kullanış biçimini çok sevdim. Özellikle ilk iki resimde olan siyah elbise+kırmızı ayakkabı olayına ba-yıl-dım! Siyah elbiseye biraz *renk* katmak için mükemmel bir yol bulmuş valla tebrikler kız.. Ayrıca ikinci resimde ki elbisesi de bir muhteşem. Gerçi genel olarak görüşünüşü öyle. Ruju ve ayakkabının siyaha verdiği renge bayıldım.

Favori!!!


 Nina'nın en favori görünüşüyse bu kırmızı elbisesi içinde olanı. Normalde ben kırmızı elbise hayranı falan değilimdir ama bu elbise öyle güzel ki. Ve Nina'ya öyle oturmuş ki beğenmeden edemedim. Ayrıca makyajında ki doğallık ve gözlerde ki ağırığı çok hoşuma gitti. *püpüpü* nazar değmesin inşallah.

Nina genel olarak kısa ve yaşına göre giyiniyor. Hala favorim Jennifer Lawrence olsa da Nina'nın giyiniş tarzını da epey sevdim. Allah bozdurtmasın valla.

Umarım hoşunuza gitmiştir. :) Bir sonra ki yazı da görüşmek üzere.

Sevgiler! <3

15 Mayıs 2012 Salı

Yeni Bir Alışveriş Sitesi; Zidaya


Ben internetten alışveriş yapan bir tip değilimdir ama aranızda yapanlar varsa bu muhteşem siteyi kaçırmasın derim. Yeni üye olanlara 50 TL hediye çeki veriyorlar, kargo parası yok ve site indirim dolu resmen. Gerçekten kaçırılmaz fırsat. Ayrıca Essie ojelerini nereden alacağım/güvenemiyorum diyorsanız, ya da mesela drugstore dediğimiz Maybelline, Flormar gibi markaların ürünlerini indirimle almak istiyorsanız bir bakın bence. Daha yeni inceledim ve fırsatlar muhteşem.


Ayrıca hazır mezuniyet dönemi geliyor, mağaza mağaza elbise aramaktansa verin siparişi, deneyin, olmazsa geri yollayın başka bedenini isteyin. Gerçekten çok çok uygun bir site. Ama bu uygunluk ne kadar sürer onu bilmiyorum. Tüm "yeni" siteler bu tür avantajlar yapıyor ama sonraları değişiyor bunlar. Bu yüzden elinizi çabuk tutup yararlansanız iyi olur. :)

Siteye gidiş: www.zidaya.com

10 Mayıs 2012 Perşembe

Met Ball 2012

Merhabalar! Bu yazıyı yazmak için belki geç kaldım ama fotoğrafları toplamaktı diğer blogları gezmekti derken anca zaman bulabildim.Evet, bu Met Ball olayına Moda'nın Oscar'ı diyorlar. Moda falan tamamda, kıyafetler genel olarak vasat. Şimdi fazla oyalanmayacağım çünkü uzun bir yazı olacak. Kötülerden başlayıp en iyiye gideceğim.

Anlamlandıramadıklarımızdan mısınız?


 Mary-Kate Olsen, Lea Michele, Lily Collins, Leighton Meester

Yemin ederim ben bunları anlamlandıramadım. Artık ne akla hizmet böyle şeyler giymişler bilmiyorum tiplere bakın. Tek tek gidecek olursak..

Mary-Kate Olsen cenazeye gideceğine yolunu şaşırmış olmalı. Yoksa böyle simsiyah kefenimsi bir şeyle gelmenin bir anlamı yok. Gecenin en berbatı oydu sanıyorum. Yüzünde de hiç mi tebessüm olmaz bir insanın yahu? Tam ablak, tam şebele. Hiç beğenmedim.

Lea Michele canım benim neresini açacağını şaşırmış bu da. Bence dolabı açtı baktı, dedi ki beni en çok hangisi açar, desene renge bakmadan aldı üzerine geçirdi çıktı. Berbatsın Lea.

Lily Collins yahu dön bak bir aynaya allasen ya. Şimdi o üzerinde ki çuval bozması şey senin yaşına, vücuduna, rengine gitmiş mi? Allah aşkına bir bak gitmiş mi yani? Valla acıyorum sana.

Leighton Meester beni en büyük hayal kırıklığına uğratan isimdi sanırım. Ondan çok daha güzel bir şey bekliyordum ama o gitti, kendisini iyice dombili gösteren, yarısı mahalle düğünü fırfırı yarısı görümce bulundan yapılma berbat bir elbise giydi. Çok üzüldüm.


Diane Kruger, Cameron Diaz, Beyonce, Kristen Stewart

Diane Kruger'ın elbisesi tek kelimeyle berbat bana göre. Elbisenin üst kısmı fazla ince, salaşken altlara doğru ağırlaşıyor, bir püsküller garip havalar falan. Ne yapmaya çalışmış anlamadım ama olmamış, olamamış. 

Cameron Diaz değiştiğinden beri bir meymenetsiz yahu. Bu kadının eski halini daha çok seviyordum ben. Şimi 567890 yaşındayım diye bağırıyor resmen. Elbisesi de çok kötü yorum bile yapmayacağım.

Beyonce'nin elbisesini hiç beğenmedim. Vücuduna hiç gitmemiş, dombili bedenine gidip transparan görünümlü bir şey giymiş ki çok komik duruyor çünkü elbisede ki ten rengi astar Beyonce'nin ten renginden çok çok açık. Alt kısımda ki püsküller gereksiz. Kollara, saça bir şey bile söyleyemem resmen. Neden böyle olmuş bilmiyorum daha iyisini beklerdim.

Kristen Stewart suratsızı çoğu kişi tarafından beğenilen ama benim hiç mi hiç sevmediğim garip bir mini giymiş.Aslında minide diyemez dizde bitiyor ama ne bileyim bir garip işte sevmedim sevemedim.


Adını bilmediğim bir abla,Mila Jojovich, Jessica Stam, Gwyneth Paltrow

Adını bilmediğim bir abla napmış öyle balkon gibi şeyle anlayamadım. Boynundan omuzlarına inen kalıp da kuaförlerde saç kesilirken ya da boyanırken taktıkları şeylere benziyor. Onu bu halde kim salmış sokağa hiç bilmiyorum.

Mila Jojovich gecenin en kötülerinden biriydi. "Kırmızı renk nasıl rezil edilir?" adlı bir yarışma düzenlense açık ara farkla birinci olurdu bu arkadaş. Hem dekoltesi, hem o çantası, hemde eteğinde ki garip şeritler re-za-let. (Ayrıca bir insanda hiç mi bel diye bir şey olmaz ya? Bildiğin kalas.)

Jessica Stam beni Leighton'dan sonra en çok şaşırtan kişi oldu herhalde. Harika bir tarzı vardı bunun fıstık gibiydi sarışınken. Siyah saç da yakışmamış zaten belli bunalıma girip saçmalamış, acıdım.

Gweyneth Paltrow kendisinde küçük gibi duran, anlamsız bir şey giymiş. Aslında ondan daha minyon biri bu elbiseyi giyse muhteşem olabilirdi ama ona yakışmamış. Fazla göz önüne sermiş bir şeylerini sanki "Bakın bacaaam vaaaar" der gibi. İtici.


Kristen Bell, Ginnifer Goodwin, Eva Mendes, Chole Sevigny


Geceye portakalları da çağırmışlargvcdblknffbrfbn. Bu iğrenç şeye çok güldüm evet.. Ay bunları gördükçe kahkaha atasım geliyor. En sonda ki ablada saçına başına bişey yapsın Allah aşkına.

Daha İyi Olabilirmiş..


Amber Heard, Lana Del Rey, Dianna Agron, Sarah Jessica Parker

Amber Heard göz bebeğim, bayılıyorum bu kadına. Sarışınlar arasında ki en güzellerden biri resmen. Bu gece pek başarılı olduğunu söyleyemem gerçi. Omuzları mükemmel olduğu için straplez bir model seçmesi akıllıca olmuş ama elbisenin aka kısmı ve alta doğru daralmasını sevmedim. Fazla daralmış gibi geldi. Rengi de Amber'ın yeni bronz tonuna uymuş gibi duruyor.

Lana Del Rey açık renk saçları ve açık renk rujuyla çok çok daha iyiydi. Koyuları ona pek yakıştıramadım. Pelerinle ruju görmezden gelirsek başarılı sayılabilir.

Dianna Agron'ın saçına, makyajına, duruşuna bayıldım. Hatta elbisenin rengi bile çok güzel gitmiş kendisine. Elbise berbat bir elbise değil zaten, belki başkası giyse taşırdı ama Dianna'da bir garip durmuşi, bir olmamışlık var.

Sarah Jessica Parker, elbisenin modeline alıştık artık da deseni değişseydi iyidi..

İyiler, Güzeller..


Rooney Mara, Marion Cotillard, Heidi Klum, Liv Tyler

Rooney Mara, Marion Cotillard ve Heidi Klum son zamanlarda moda olan bir stille katılmışlar geceye. Her birinin elbisesi yaşına göre, her gibi muhteşem. Rooney'nin rock chick tarzı beni büyülerken Marion'ın elbisesine aşık oldum. Liv Tyler'sa her zaman ki gibi zarif.


Adını unuttuğum bir arkadaş, Mia Wasikowska, Emma Stone, Carey Mulligan

Adını unuttuğum bir arkadaş, gecenin en hanım hanımcık giyineniydi sanırım. Tam yaşına uygun saşı, makyajı, elbisesi ve zarif kolyesiyle çok güzel görünüyor. Keşke bizim kızlarda allı pullu mezuniyet elbiseleri yerine böyle şeyler seçebilseler.

Mia Wasikowska en beğendiğim insanlardan biri oldu. Elbisesinin rengi, modeli, üzerine oturuşuna bayıldım. Özellikle yaka modasını takip etmesine bayıldım. Demek ki neymiş? İnsan bir yerlerini açmadan da çok  güzel olabiliyormuş. Aferin Mia tuttum seni. Saçında güzel.

Emma Stone mini giyen nadir insanlardan biriydi ve çok tatlı görünüyordu. Kırmızı elbisesinin altına seçtiği ayakkabıları da çok güzel. Ayrıca saçıda elbiseye çok gitmiş.

Carey Mulligan pullu, göz alan bir elbise tercih etmiş. Başkası olsa yakışır mı bilmiyorum ama saçı ve elbisesiyle yakaladığı milenyum tarzını Carey'ye çok yakıştırdım.
 

Jessica Alba, Julianne Hough, Candice Swanepoel, Doutzen Kroes

Jessica Alba'nın elbisesini çoğunluk beğenmedi sanırım. Rengi ve parıltısı yüzünden. Bana da çok parlak geliyor ama ben üzerinde duruşunu sevdim, Jessica'ya yakışmış.

Julianne Hough fuşya rengi bir deniz kızı modeli tercih etmiş. Aslında fuşya pek benim rengim, bu model de benim modelim değildir ama kendisine yakıştırdım. İçinde çok doğal ve güzel görünüyor.

Candice Swanepoel ve Doutzen Kroes iki VS mankeni olarak tek kelimeyle mükemmeldiler, güzellikleriyle dövdüler..


Amy Adams, Rosario Dawson, Ashley Greene, Rihanna

Amy Adams beyaz elbisesi içinde bence göz kamaştırıyor. Gecenin en zariflerinden biri ve onu bu haliyle yunan tanrıçalarına benzettim.

Rosario Dawson üzerine yapışan, siyah bir elbise tercih etmiş. Gece içinde siyah giyenler arasında en başarılı isimdi.

Ashley Greene, bu kızı günahım kadar sevmem yemin ederim. Hatta nefret ederim. Ama bembeyaz elbisesinin içinde nefes kesici olduğunu söylemezsem de hakkını yemiş olurum açıkcası. Pis şey ne olacak.

Rihanna geceye siyah, basit bir elbiseyle katıldı ama herkes tarafından olay yapıldı bu elbise neden bilmiyorum. Ben kendisine hiç yakıştıramadım. Rihanna farklı bir model, belki biraz kısa ya da dekolte tercih etse güzel olurmuş ama bu şekilde ııh olmamış. Saçınıda sevmedim. Yine de genele bakarsak güzel sayılabilir.

EN İYİLER!


Emily Blunt, Michelle Dockery, Emma Roberts, Rosie Huntington

Emily Blunt, gecenin en iyilerinden biriydi. Üzerinde ki mercan-pembe elbisenin rengi bembeyaz tenine çok güzel gitmiş. Ayrıca saçları da bir muhteşem.

Michelle Dockery benim için zarafetin eş anlamı. Hayatımda daha zarif, daha mükemmel birini görmedim ben. Çıt diyecek kırılacak zariflik ve güzellikten aman nazar değmesin. Eldivenleri ve mat siyah elbisesi, göğüs kısmında ki altın rengi kelepçe tarzı şeyle muhteşemdi.

Emma Roberts hem elbisesini modeli hem de rengiyle en harekeli isimlerden biriydi. Bu yüzden onu çok sevdim.

Rosie Huntington güzelliği, duruşu, elbisesi ve HER ŞEYİ ile herkesi dövdü oradaki. Kadından taşlık güzellik akıyor.

Eveet, benim geceyle ilgili yorumlarım bu şekildeydi. Başınızı şişirdim ama umarım sevmişsinizdir. :)

Sevgiler. <3

4 Mayıs 2012 Cuma

Jennifer Lawrence Günlük Stil


Merhabalar! Daha önce bu yazıda Jennifer Lawrence'ın kırmızı halı stilini incelemiştim ve bahsettim mi bilmiyorum, bir de günlük stil yazısı yazmak istiyordum. Uzun zamandır doğru düzgün bir şeyler yazmadığım için bunu aradan çıkarmak istedim. 

Başlamadan önce söylemek istediğim bir kaç şey var, bunu başka bir yazıya da bırakabilirdim ama hazır yazıyorum burada söyleyeyim. Öncelikle, bloga çok fazla makyaj ürün yorumu koymuyorum belki fark etmişsinizdir, bunun ilk sebebi zaten çok fazla makyaj ürünüm olmaması. Daha gencim ve makyaj yüzünden daha önce dilim yanmış, ara vermiştim. Şimdi tekrar başladım ama başlarken elimde ki neredeyse her şeyi çöpe attım. Yani makyaj ürünlerim yeni yeni toparlanıyor. İkinci sebebiyse daha önce bahsettiğim akne problemim yüzünden ten makyajı yapmam yasak. Bu yüzden bende ürün alımlarımı erteliyorum ki hepsini aynı anda alayım. Öncelikleri vücut bakım ürünlerine veriyorum.

Diğer bir söylemek istediğim şeyse bu blogda en çok okunan yazılar stil/moda yazıları. Bundan çok çok memnunum, şimdilik sadece 4 takipçim olsa da, takipçim olmadan blogu okuyanlara da sormak istiyorum, moda yazılarından başka neler isterler, ne iyi olur diye. Cevaplarsanız sevinirim. :)

Bu arada benimle herhangi bir konuda iletişime geçmek isterseniz lütfen tavanarasigunlugu@gmail.com adresine mail atın. 

Şimdiii, gelelim yazımıza. 

Aslında günlük stille ilgili sadece 2012 fotoğraflarına ulaşabildim ama bunlarla yetineceğiz. 

Havalıyız, havalısın, havalı..


Bence ceket bir veli nimet. Hem gece hem de günlük giyim için gerçekten çok iyi. At altına düz bir bluz/tişört, giy üzerini ceketi çık, oh miiis. Jennifercığımla aynı hisleri paylaşıyor olacağız ki o da aynı şeyi sık sık yapıyor. Ben bütün ceketleri beğendim ama favorim şu siyah olan. Hem siyah rengini seviyorum hem de omuzlarında ki detaylar, yakası çok hoşuma gitti. 

Jennifer normalde rahat giyiniyor. Öyle etek falan giydiğini görmedim ben. Genelde kot ya da siyah bir pantolon -ki çoğunlukla siyah- üzerine bir tişört, bluz, ceket.. Ve dikkat ederseniz fark edersiniz, Jennifer çok fazla çizgili şey giyiyor. Çanta tercihlerini çoğunlukla büyük çantalardan yana kullanıyor. Bence çok iyi yapıyor çünkü bir kadının çantasında taşıyacak çok fazla şeyi vardır, bunun için de küçük çantalar pek kullanışlı olmaz. 

Saçlarına gelirsek, Jennifer saç kısmında da rahatlığı tercih etmiş, salmış saçları çıkmış dışarı. Makyajı zaten genelde yok denecek kadar az. 

Spor! Salaş! Sevin!


Alışverişe, yürüyüşe ya da çevrede ki bir yere gideceği zaman Jennifer oyunu yine rahatlıktan yana kullanmış. Hatta bu kez baya rahat olmuş, mükemmel olmuş. 

İlk fotoğrafta Jennifer kumaş bir market torbasıyla, üzerinde hırkası, saçları topuz, çekmiş altına da siyah pantolonu rahat rahat dolanıyor etrafta. Bazı ünlüler markete ya da spora bile giderken öyle giyiniyorlar, öyle abartıyorlar ki valla şaşıp kalıyorum. Tamam tüm objektifler senin üzerinde ama ablam naptın yani alt tarafı bakkala gitcen "bana iki kilo şeker" dicen yani. En iyisi böyle rahatına düşkün olmak. O zaman umursamıyorsun, nasıl istersen öyle giyiniyorsun.

Jennifer spor ya da salaş giyindiği zaman da sadelikten yana. Süssüz, sade. Saçı başı toplu "çıktım sokağa maşa mı yapacaktım manyaklar" dercesine bir umursamazlıkta dolanıyor. Onaylıyorum.

Bir aldığımı bir daha giyerim.


Allah'ım ben bu kıza ba-yıl-dım. Cidden daha önce bu kadar rahat, bu kadar "ünlüysem ünlüyüm ne yani" kafasında birini görmemiştim sanırım. Yerim ben bunu. 

Orta da gördüğünüz iki resim çantalardan da anlaşılacağı gibi farklı günlerde çekilmiş. İkisinde de aynı hırka var. Hem aynı hırkayı iki kez giymiş, hem de beyaz tişört üzerine giyerek aynı tarzı tekrarlamış. Bundan çekinen ya da utanan biri olmadığı zaten belli oluyor. Salak saçma komplekslere girmemiş. 

Genel olarak bakacak olursak.
Jennifer daha çok koyu renkli kot pantolonlar ya da siyah pantolonlar giyiyor. Fazla süslü bir tarzı yok, tişört, bluz, hırka ve ceketlerle kendine bir tarz belirlemiş. Ve çoğunlukla çizgili bluzlar/hırkalar giyiyor. Yani o kırmızı halıda parlayan muhteşem insan normal hayatında mütevazı, kendi halinde, senin benim gibi rahat biri.

Jennifer'ı sevdim, onun hakkında yazılar yazarken keyif alıyorum. Belki ilerde başka bir konu bulur yine yazarım. Şimdi benden bu kadaar.

Sevgiler. <3

21 Nisan 2012 Cumartesi

Baharın Ayakkabı Modası

Bu bahar ayakkabılara daha çok ilgi duymaya başladım. Çünkü geçen sene hepimizi etkisi altına alan babet baskısından biraz biraz kurtulduğum bir bahar oldu. Ben pek babet seven biri değilim, hem güzel bulmuyorum, hem rahat değil hem de giydiğimde rahatsız ediyor. Ama bu seneyle birlikte daha güzel ayakkabılara geçtik..

Toms'lar, Keds'ler..


Dünya'nın en rahat ayakkabıları! Gerçekten ayakkabı olarak aşık olduğum bir model bunlar. Tam olarak ne deniyor bilmiyorum ama benim aklımda Toms olarak kaldı çünkü bu ayakkabıyı çıkaran ve meşhur eden benim bildiğim Toms Shoes markası. Aynı zamanda Keds de bu tarz ayakkabılar yapıyor, orta da ki gri Keds mesela.

Bence bu ayakkabıların en iyi yönü ayağı sarması, kumaş olması ve şık olması. Böylece hem rahatlık, hem yaz aylarında oluşan ayağın terlemesi olayından bir kaçış hem de şıklık sağlamış oluyoruz. Resmen 3ü 1arada. :)

Toms klasiklerde var, düz renkler, düz modeller gibi. Ya da farklı desenli, daha estetik olanları tercih edebilirsiniz ki çeşit gerçekten çok fazla. Yok ben daha başka isterim diyorsanız üst sağda ki balerin tipi var, onun gibi bir şeyler de bulabilirsiniz.

Oxford'lar!


Benim gerçekten AŞIK olduğum bir model olan Oxford, aslında ülkemizde pek de yaygın değil.. Bunun sebebi ne bilmiyorum ama genelde ayakkabı mağazalarını gezdiğimde bu modele çok az rastlıyordum ama son günlerde biraz daha arttıklarını gördüm.

Bence bu öyle hoş bir model ki. Ne spor, ne çok cici bici. Şort, etek, elbise altına harika olur diye düşünüyorum. Özellikle babet sevmeyen ama yazın elbise giymeyi seven insanların (benim gibi) kurtarıcısı olan bir model..

Eskiden hep siyah, kahve gibi pek ilgi çekici olmayan renklerde olsa da son zamanlar da çeşitlilik arttı. Şimdi renkler, desenler, modeller daha ilgi çekici ve fazla. Mesela çiçekli desen, ya da bir kaç renkten oluşanlar çok güzel. Ayrıca artık Oxford'ların topuklu modelleri de var, ki onlar da çok çok güzeller.

Dolgu Topuklar..


 Doğru düzgün fotoğraf bulamadığım için  bu ayakkabılarla idare edeceğiz, maksat görsel olsun..

Dolgu topuk bahar ve yaz aylarında gün içinde giyilebilecek harika bir model. Özellikle topuklu ayakkabı aşıkları için veli nimet bence. Üstelik çeşit çok çok fazla. Önü kapalı, açık, topuğu az, çok, istediğiniz renk ve model buluyorsunuz.

Üstelik şimdi adidas gibi spor firmaları bile böyle dolgu topuklar çıkarıyor. Spor tarzı olanlar için iyi bir haber olduğunu düşünüyorum.


Eveet, genel olarak benim *bahar ayakkabı modam* bu şekilde. Babet sevmediğim için babete hiç girmedim. Bu yüzden bahar aylarında giyebileceğim üç tarz ayakkabı vardır onlarda bunlar. Tabii bir de spor ayakkabıyı katabiliriz. Bu yazı da böyle bitti..

Sevgiler. <3

29 Mart 2012 Perşembe

Jennifer Lawrence Tarzı

The Hunger Games (Açlık Oyunları)'ın vizyona girmesiyle tüm dünya sinemalara akın etti, film konuşuldu, eleştiriler aldı falan filan.. Çoğunluk olumlu yorumlar yaptı diye biliyorum. Film özellikle kitap serisini okuyanlar açısından tatmin ediciydi. Bende çok beğendim. Şimdi de güzelliğiyle herkesi hayran eden, filmin esas kızı Katniss Everdeen'in (Jennifer Lawrence) tarzına bir göz atalım istedim. :)



Beyazlar, beyazlar..


Jennifer Lawrence genellikle uzun elbise tercih ediyor. Bacaklarının çirkinliğinden midir bilmem, -ki ben çirkin olduklarını düşünmüyorum gayet hoşlar- kısa elbiseleri nadiren giyiyor bu sarışın afet ablamız.

Bence beyaz elbise giymek biraz cesaret istiyor. Çünkü çok önde olan bir renk. Özellikle kapalı mekanlardaysanız ve beyaz bir elbise giymişseniz hemen göze çarpıyorsunuz. Ayrıca beyaz rengini giymek de mevsimden mevsime değişiyor. Mesela beyaz, genellikle yaz/bahar aylarında tercih edilip cuk otururken kışın giyilen bir beyaz insanı komik gösteriyor. O yüzden baya bir dikkat gerektiren renklerden beyaz.

Jennifer'ın nasıl kullandığına bakacak olursak.. Bence genel olarak başarılı. Gerçi başta ki ve sonda ki elbiseler nedir öyle Allahım.. Bence model olarak hiiiç yakışmamış o ikisi. Hem saçları da bir garip olmuş, ne bileyim. Ama ortadakiler öyle mi.. Onlar enfes bence. Özellikle soldan 2. resimde, etek kısmında ki dantel/transparan görünüm ve bileğinde ki mavi bileklik harika olmuş. Beyaz elbiselerle toplu saç kullanmaması da ayrı bir hoşuma gitti. :)


Siyahlar, içimizi karartır mı?


Tabii ki karartmaz, nereye karartıyormuş? Daha önce siyah elbiselerin bir veli nimet, harika bir kurtarıcı olduğundan bahsetmiştim. Sanırım Jennifer bunu sonradan fark edenlerden..

İlk iki resim son aylarda çekilmiş, son ikisiyse bir kaç sene önce. Fark bariz bir şekilde ortada bence. İlk iki resimde daha hoş, kendisine ve vücuduna uygun elbiselerle göz kamaştırırken son ikisinde bir olmamışlık, bir paspallık var. Özellikle son resimdeki saç/elbise/ayakkabı üçlüsüne gerçekten girmek istemiyorum çünkü bence berbatlar..

En beğendiğimse 2. Saçı, abartısız makyajı, çanta ve ayakkabı seçimi, her şeyi 10 numara olmuş bence. Şimdi bir en sona bir ona bakın, Allah aşkına hangisi daha güzel.. Demek ki büyüyünce kendi tarzını daha sağlıklı belirliyor insan.

Yerleri süpüren parçalar..


Jennifer Lawrence genelde böyle uzun, düz, fazla bir süsü bezeği olmayan modeller tercih ediyor. Sadelikten yana olmasını ben sevdim. Zaten bu yaşta gidip 40'ında bir kadının ağır elbiseleriyle saç modelini tercih edecek hali yoktu, böyle tam kıvamında.

En sonda ki kırmızısı bana bile fazla sade gelse de onu da sevdim. Taşıyabilmiş en azından. Bu beşi arasında en sevdiğim ortada ki, sonra ki de onun solunda ki. Özellikle lacivert elbisesiyle birlikte kullandığı şu boyunluğa bayıldım ben.

Hazır çenem açılmışken saçlara da değinmek istiyorum. Bence Jennifer'a tam ortada ki ve onun yanlarında ki saç modelleri çok yakışıyor. Toplu, salaş, hafif bohem. Hem yüzüne gidiyor hem de tercih ettiği giysilerle hoş bir uyum yakalıyor. Mesela açık saç da güzel oluyor ama toplu (at kuyruğu vs) ya da topuzu o kadar yakıştıramıyorum kendisine. (Bakınız pembe elbiseli hali.) Bence açık ve salaş toplu halde gitsin..

Mini minnacık!


Fazla minik değiller aslında, maksat başlık olsun..

Eeeen sevdiğim elbiseleri bu bölümde giymiş Jennifer. Gri-mavi (başta) ve koyu yeşil (sonda) elbiselerine bayıldım. Tüm görünümleri içinde en sevdiğim iki görünüm/giysi/saç/ayakkabı.. Kısacası her şey o ikisinde bence. Muhteşemler.

Başta neden mini giymediğini, uzun giydiğini merak ediyordum ama eh, bu bölümde biraz olsun anlaşılmıştır sanırım. Sorun dizleri. Dizleri biraz çirkin. Tamam Megan Fox'un ki kadar yüzüne bakılmaz değil ama sonuçta mükemmelde değiller. Bu yüzden uzun tercih ediyor olabilir diye düşünüyorum. Gerçi yakışıyor, fazla bir eksi değil onun için. Hatta kusurunu örtmenin çok güzel bir yolu bence.

Favori!


The Hunger Games'in Los Angeles Galasında giydiği bu altın sarısı muhteşem elbise benimle birlikte bir çok kişininde favorisi oldu sanırım.

Elbisenin detayları harika. Yırtmacı, bel kısmında ki dekolteler, omuzlarda ki siyah, transparan bölümler çok çok hoş. Özellikle bel kısmını sevdim. Eğer beliniz çok ince değilse böyle bir hileyle daha ince gösterebilirsiniz. :) Ayrıca buğulu göz makyajı ve nude ruju da çok hoşuma gitti.

Son olarak genellikle yaptığı makyajın bir örneği ve saçının arkadan görünüşünü de koyayım; 


Daha çok doğal makyajlar yapıyor, ağılık istediğinde gözlerine veriyor ki bence çok akıllıca bir şey yapıyor. Mavileri daha bir öne çıkıyor, yüzünde ki doğallığıyla elbiselerinin ışıltısını dengeliyor.

Kısacası ben Jennifer Lawrence'ın tarzını çok beğendim. Daha sonra günlük yaşamıyla ilgili bir stil yazısı da yazacağım sanırım. Umarım eğlenmişsinizdir. :)

Sevgiler. <3

7 Mart 2012 Çarşamba

Audrey Hepburn Tarzı

Eveet, şimdi uzun zamandır kafamda olan, filmi izlememle birlikte de pekişen şu Audrey Hepburn tarzının incelemesini yapabilirim. :) Aslında Audrey Hepburn dediğime bakmayın, tam olarak onun değil de Breakfast at Tiffany's de ki tarzının incelemesini yapacağım. Önce klasik haliyle başlayacağım.

Küçük Siyah Elbise (Little Black Dress)


Tam olarak *Küçük Siyah Elbise* diye çevriliyor olsa da aslında bu Little Black Dress terimi Türkiye'de Siyah Gece Elbisesi olarak geçiyor, öyle bahsediliyor. Sık sık duyduğumuz laflardandır şu "Her genç kızın dolabında bir siyah gece elbisesi olmalıdır!" lafı.. Valla benim yok. 65 kilo halimle, dolma dolma bacaklarımla hiiiiiç öyle elbiseler giyip kendimi rezil edemem, üzgünüm ben almayayım, yan cebime koyun.

Ama tabii ki hem genç kızların hem de artık 30'lu yaşlarını geçmiş kadınların dolabında bulunması gereken bir şey şu little black dress. Çünkü kendisi resmen kurtarıcı görevinde. Hiç planda olmayan bir yemek mi ortaya çıktı? Giy elbiseni yap makyajını afet ol çık evden! Hiç öyle yok ben ne giyeceğim ne yapacağım derdi yok. Zaten hafif makyajlarla da çok iyi gittiğinden, makyajın uğraşılacak bir yanı da kalmayacak.

Konumuza dönersek, Audrey Hepburn -bu filmde- sıklıkla siyah elbise giydi. Onu takılar, şapkalar ve eldivenlerle süsledi. Benim oldukça beğendiğim bir tarz bu siyah elbise tarzı çünkü insanı zarif gösteren bir tarz. Ayrıca kaliteli gösteriyor. Yani öyle cart pembe bir elbiseyle çıkmak var siyah bir elbiseyle çıkmak var.. Audrey de bu uyumu müthiş yakalamış. Basit bir siyah elbiseyi öyle güzel ve farklı farklı kullandı ki resmen aşık oldum zevkine. Zaten skinny diye tabir ettiğimiz o incecik kuru bedenine de tam oturup güzel gidiyor elbise.

Benim en çok sevdiğim sağ üstte ki haliydi.

Günlük Yaşam


Audrey'nin günlük yaşamdaysa gayet sade, gözü yormayan bir tarzı vardı. Her ne kadar bir ara şu bayıldığım turuncu paltoyla boy göstermiş olsa da çoğunlukla krem, kırık beyaz gibi zarif renkler giydi. Yüksek belli ya da kot pantolonun üzerine dökümlü bir kazak geçirerek öyle şık oldu ki aklımdan şu geçti "Bende giysem olur mu?" Hayır, olmaz..

Ben giysem basenler falan fırtlar, göbek bluzu doldurur, garip basit bir görünüm çıkar ortaya.. Ama günlük yaşamda abartıya kaçmak istemeyenlerin rahatlıkla benimseyebileceği bir tarz diyebilirim. Filmde çoğunlukla herşeyi bir gözlükle tamamladı. Ben insanın yüz tipine giden gözlüğü bulması gerektiğini düşünüyorum. Çoğu kişi araştırmak yerine gidip lönk diye moda olan modeli alıyor çıkıyor. Hayır hem yakışmıyor, hem de ne bileyim.. Kızılay dağıtmış gibi herkeste aynısından oluyor ve birbirinin aynısı kişileri görmek de bayıyor biraz insanı.

Şaç Aksesuarları


Audrey fimde sıkça saçını bir şeylerle kapadı. Saçı kötü olduğundan değil de daha güzel görünmesi için ve son derece başarılı bir şekilde yaptı bunu. Özellikle alt kısımda ki halleri beni benden aldı, güzelliğine karıştırarak oldukça uzaklara götürdü söyleyeyim bunu da. 

Bu bahar moda olur mu bilmiyorum ama sol üst köşede ki gibi ve adını bilmediğim tarz da saç bantları benim çok hoşuma gidiyor. Ayrı bir hava katıyor insana. Hem şık hem de vintage duruyor, ki benim sözlüğümde zaten şıklık=vintage, doğallık=bohem'dir. Yüzüm çok tombul olmadığından öyle bir bantın bana yakışacağını düşünüyorum. Nereden  bulacağımı bilmiyorum ama bence bir bakınmakta fayda var.

Sağ üst köşedeki haliyle köyden şehire inen Kezban modelini andırsa da ben o halini de sevdim Audrey'in. Gerçi eşarp pek sevmem ama özellikle Audrey hayranlarının bazen abartarak tıpatıp  bu şekilde eşarp bağlayarak gözlük takıp *takipçi kıskanç sevgili* haline girdiğini de biliyorum.. 

Audrey Hepburn her alanda benimsenebilecek bir tarza sahip bir kadın bence. Tabi bu benimseme olayını abartıp taklide döndürürseniz, ona yakışan giysiler size yakışmayacak olabilir, bu da görüntü kirliliğine yol açar.. Bence en iyisi kendi tarzınıza Audrey Hepburn dokunuşları katmak olacaktır.

Sevgiler <3